Pandemi Sonrası Çalışma Hayatındaki Değişim

Deloitte Türkiye’nin yayınladığı yeni COVID-19 Sonrası Çalışma Hayatının Geleceği Raporu oldukça ilgi çekici bir çalışma olmuş. Raporda salgın ile İnsan Kaynakları alanında başlayan yeni dönem; Yanıt Verme, İyileşme ve Gelişme olmak üzere üç ana evrede ele alınıyor. GittiGidiyor olarak yıllar önce altyapısal sürekliliğimizi üst düzeye taşıyacak yatırımı yaptığımız için biz bu sürece “Gelişme” evresinden başlayan şanslı markalardanız. Dijital DNA’ya sahip bir teknoloji şirketi olarak pandemi öncesinde de uzaktan çalışma sistemine alışkındık. Kurum kültürümüzün bir parçası olarak konumladığımız uzaktan çalışmaya uyumla ilgili ciddi bir sorun yaşamadık. GittiGidiyor’da tüm çalışanlarımız gerekli teknik uygulamalarla yöneticilerinin bilgisi dâhilinde ofis dışından çalışabiliyorlardı. Yalnız şehir içinde değil, şehir dışında da çalışanlarımıza aynı olanakları sunuyoruz. Bu sayede, mesailerini bitirip arda kalan zamanı izin kullanmak zorunda kalmadan bulundukları yerde değerlendirebilmelerine destek oluyoruz. Pandemiyle birlikte tamamen uzaktan çalışma düzenine geçtiğimizde de yine aynı sisteme devam ettik.

Uzaktan çalışma sisteminin artık hayatımızın merkezine yerleştiği bir gerçek. Pandemi sona erdiğinde de -ki bunun ne zaman olacağını henüz kimse net olarak bilmiyor- eski çalışma düzenine dönmeyeceğiz. Hibrit bir model üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni yöntemler, araçlar, sistemler tasarlıyoruz. Çünkü, çalışma arkadaşlarımızın beklentisi de bu yönde. Onları dinliyor, ihtiyaçlarına önem veriyoruz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da kararlarımızı tepeden inme bir anlayışla değil, katılımcı bir yaklaşımla alıyoruz.

Mevcut koşulların bir sonucu olarak hibrit modele geçen ya da geçmeyi planlayan şirketlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ancak bu sistemin sağlıklı işlemesi için yalnızca teknolojik altyapının yeterli olmadığı, beklentiyi ve ihtiyaçları doğru yönetmenin gerektiği de bir gerçek. Çalışan haklarının gözetilmesi ve kurum kültürünün korunması olmazsa olmaz gereksinimler. Çalışma ortamında ya da saatlerinde esneyebilirsiniz, fakat performans beklentinizin değişmediği bir ortamda sunduğunuz imkanları ve kurum vaadinizi esnetemezsiniz. Aksi halde güvene dayalı ilişkiye ciddi bir zarar vermiş olursunuz.

Açıkçası, bu sürece hazır olmayan kurumlar için doğru ve sürekliliği sağlayacak bir sistem oluşturmanın zor olduğunu da kabul ediyorum. Gelişmelerin ve araştırma şirketlerinin raporlarının yakından takip edilmesinin faydalı olacağı görüşündeyim. Bütün bunların yanı sıra, anketlerle, araştırmalarla, toplantılarla çalışanların beklentilerini iyi analiz etmek çok kritik.

Yeni döneme ayak uydurmak için bundan sonraki süreçte daha çevik organizasyon yapılarına geçilmesi, uzaktan çalışmayı destekleyecek yazılım ve donanım altyapısının sağlanması, “çalışan deneyimine” odaklanılması gerekiyor.

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.