Çalışanına Kulak Verenler Kazanacak

 Çalışanına Kulak Verenler Kazanacak

Adobe’un her yıl yayınladığı “State of Work” raporu, bu yıl COVID-19’un dijital işgücü üzerinde yaptığı değişikliklere odaklanıyor. Raporun öne çıkan bulguları ise bizim gibi dijital dönüşüm çağında pozitif bir çalışan deneyimine liderlik etmek isteyen şirketler için önemli fırsatlar olduğunu ortaya koyuyor. 

Raporun bulgularından ilki, işgücünün gelişen koşullara ayak uydurmadaki yeteneği ile ilgili. Salgının hem özel hayata hem de iş hayatına kattığı zorluklara rağmen çalışanların çok önemli iki alanda daha yetkin hale geldikleri görülüyor: Farklı coğrafyalardaki iş arkadaşlarıyla birlikte çalışma ve iş ile ilgili çatışmaların yönetimi.

Raporun beni en çok etkileyen bulgusu ise hiç şüphesiz ki salgınla beraber çalışan bağlılığında görülen artış oldu. Sonuçlara göre bu dönemde işini gerçekten bağlılıkla yaptığını hissettiğini söyleyenlerin sayısı yüzde 79’dan yüzde 81’e yükselmiş. Ellerinden gelenin en iyisini yapmanın, aldıkları maaştan daha önemli olduğunu söyleyenlerin sayısı ise yaklaşık 10 puan artmış durumda.

Adobe’un raporda öne çıkardığı bir başka konu ise çalışan deneyiminin 360 derece düşünülmesi gereken bir konu olduğunun en güzel örneği. Çalışanların yüzde 49’u, işyerinde kullanılan teknolojinin “eski” veya “kullanması zor” olması durumunda istifa edeceklerini belirtmiş. Bunda teknolojinin hem rutin işlerde hem de yeni fikirler geliştirmede oynadığı rol oldukça etkili. Öyle ki rapor, bu olağanüstü dönemde yaratıcılığı ve yeni fikirleri desteklemek için teknolojiye bel bağlayanlarda 9 puanlık bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Yeni fikirler geliştirmek için teknolojiye güvenen dijital işgücünde ise 8 puanlık bir artış kaydedilmiş. 

Raporun belki de yukardakiler kadar şaşırtıcı olmayan son bulgusu ise kuşak farklılıkları ile ilgili. Tahmin edebileceğimiz gibi farklı kuşaklar salgını farklı biçimlerde deneyimliyor. Araştırmanın sonuçlarına göre X kuşağı “iletişim kurma”, “çatışma yönetimi” ve “yeni bir ortamda güven kurma ve pekiştirme” konularında kendilerine olan güvenlerinin arttığını kaydederken, Y kuşağı bu konuda daha yavaş adapte olan tarafta.

GittiGidiyor’daki çalışan deneyiminde de tabi ki benzer bulguları gözlemliyoruz. İnsan ve Kültür departmanı olarak ekibimizin beklentilerini anlamak ve deneyimlerini daha iyi hale getirmek için adımlar atıyoruz.  Çalışanlarımızın fikirlerini her zaman çok önemsiyor, daha iyi koşullarda çalışabilmeleri için gerekli tüm aksiyonları hızlıca alıyoruz. Bu dönemde kendilerini güvende hissetmeleri bizim için en büyük önceliğimiz.

Ancak çalışanlarını dinleyen, onların ihtiyaçlarını gözeten kısaca çalışanlarıyla iş birliği yapmayı tercih eden şirketlerin iş gücünü bünyesinde tutabileceği bir gerçek. Bunu yapmak, üretkenliği artıracak, iş sonuçlarını iyileştirecek ve şirketlerin nerede ve nasıl çalıştıklarına bakılmaksızın en iyi yetenekleri çekmelerine ve korumalarına yardımcı olacak.