Derinleşen Cinsiyetler Arası Eşitsizlik İçin Yeni Yol Haritaları Gerekiyor

 Derinleşen Cinsiyetler Arası Eşitsizlik İçin Yeni Yol Haritaları Gerekiyor

Uzun süredir devam eden pandemi ortamı hepimizin hayatlarını etkiledi. Gerek işimiz gerekse özel ve sosyal hayatlarımız önemli ölçüde değişime maruz kaldı. Tüm dünyada ekonomik, sosyal ve kültürel hemen her alanda daralmalar yaşandı. Bu yaşananların ortasında önemini gitgide artıran konuların başında cinsiyetler arası eşitsizlik de geliyor. Özellikle pandemi dönemindeki sokağa çıkma yasakları boyunca kadınların hem iş hem özel ve sosyal yaşamları büyük ölçüde etkilendi. Son dönemde inceleme fırsatı bulduğum, Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı, 2021 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu da Covid-19’un yarattığı krizin kadınları ve kız çocuklarını herkesten fazla etkilediğini ortaya koyuyor.  Rapordan çıkan sonuçlara bakıldığında kadın istihdamının halihazırda ağırlıkta olduğu sektörlerin pandemiden daha fazla etkilendiğini ve bunu takiben kadınların büyük oranda işsizlikle karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Diğer yandan evlerde kaldığımız bu dönemde çalışan kadınlar için de ekstra bir iş yükü oluştu. Çocuk bakımı, yaşlı bakımı gibi birçok ev içi sorumlulukların da maalesef kadınlara bırakıldığını gözlemliyoruz. Dolayısıyla pandeminin cinsiyetler arasındaki eşitsizliği derinleştirdiğini söyleyebiliriz. Öyle ki rapora göre bu eşitsizliğin kapanması için bir nesil daha beklemek gerekecek. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse, bu süre 135,6 seneye karşılık geliyor.  

Ülkemizin durumuna baktığımızda da yine aynı tablo ile karşı karşıya geliyoruz. Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde, 2020 yılında 130. sırada yer alan Türkiye üç sıra gerileyerek 156 ülke arasında 133. sırada yer aldı. Raporda, Türkiye’nin en düşük orana sahip olduğu kategori ise “ekonomik katılım ve fırsat”. Bu alanda Türkiye, 156 ülke arasında 140. sırada. Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 38,5 iken üst düzeydeki pozisyonlarda çalışma oranı yüzde 16. Diğer yandan kadınların gelirleri erkeklerin gelirlerinin yarısından az bir orana sahip.

Bu sonuçlar da bize gösteriyor ki küresel bir sorun olan cinsiyetler arası eşitsizlik konusunda alınacak çok fazla yolumuz var ve dünyanın birçok bölgesinde cinsiyetler arasında gerçekten bir “uçurum” bulunuyor. Bu konuda üzerimize düşen sorumluluğu almamız ve fırsat eşitliğini gözeten uygulamaları hayata geçirmemiz gerekiyor.

Özellikle de kadın istihdam oranlarının düşük seviyelerde seyrettiği teknoloji şirketlerinde bu konuda ekstra bir hassasiyet gözetilmesi gerektiğine inanıyorum. Zira rapor da gösteriyor ki bu alanlarda çalışan kadınların oranı erkeklere göre daha düşük. Örneğin, kadınlar bulut bilişim teknolojisi alanında yüzde 14, veri ve yapay zeka teknolojilerinde yüzde 32’lik istihdam oranına sahip.

GittiGidiyor olarak bu konuyu oldukça önemsiyoruz ve kadın istihdam oranımızı artırmanın en önemli önceliklerimiz arasında olduğunu belirtmek istiyorum. Teknolojide Kadın Derneği’nin (Woman in Tech) kurucu üyesi bir şirket olarak kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Öyle ki, kadın istihdamımızı 2020 yılında yüzde 32, 2021’in ilk yarısında ise yüzde 13 artırdık. Ayrıca cinsiyetler arası eşitsizliğin giderilmesine yönelik hazırladığımız Ebeveyn Manifestomuz, pandemi koşullarında daha da ortaya çıkan iş-özel hayatın dengelenmesi için oluşturduğumuz Uzaktan Çalışma Tüzüğümüz, kadınların kariyer adımlarını daha güçlü atmaları için iş birliğinde olduğumuz pek çok STK ile toplumsal cinsiyet eşitliği alanında var gücümüzle çalışıyoruz. Bununla birlikte cinsiyet eşitsizliğini gidermek bakış açısıyla erkek çalışanlarımızı da gözetiyoruz. Kadın egemen departmanlarımızda da erkek çalışan sayısının artması için çalışıyoruz.

Biliyorum ki yapılabilecekler saymakla bitmez, ancak cinsiyetler arasında bir denge sağlamak üzere aksiyon almak için bekleyecek vaktimiz de yok. Bu nedenle hepimizin bu konuyu en önemli gündem maddelerimizden biri olarak görmemiz gerektiğine inanıyorum.